Hürriyet Mahallesi Mehmet Akif Cad. No:4/6-110 Buca/İZMİR
+90 232 332 15 54
info@elifmeric.av.tr

İcra Takibine İtiraz ve İtirazın İptali Davası: Şartlar, Süreç ve Uygulama

İcra Takibine İtiraz ve İtirazın İptali Davası: Şartlar, Süreç ve Uygulama

İtirazın iptali davasını anlatan adliye temalı görsel – icra takibi, mahkeme süreci, hukuk rehber

İçindekiler

  1. Giriş
  2. İtirazın İptali Davasının Hukuki Dayanağı
    2.1. İcra ve İflâs Kanunu’nun İlgili Hükümleri
    2.2. İtirazın İptali ile İlgili Temel Kavramlar
  3. Süreler ve Usul Kuralları
    3.1. Genel Süre: 1 Yıl
    3.2. Tebligat ve Süre Başlangıcı
    3.3. Elektronik Tebligat ve Ek Süre
    3.4. İcra Mahkemesine Yapılacak İtirazlar ve Süreler
    3.5. Kambiyo Senetlerinde Özel Süreler ve Usul
  4. Görevli ve Yetkili Mahkeme
  5. İspat Yükü ve Deliller
  6. Pratikte Uygulama
  7. Yargıtay Kararları
    7.1. HGK, 2018/602 E., 2019/218 K.
    7.2. İBK, 2021/1 E., 2022/3 K.
    7.3. HGK, 2017/910 E., 2018/1111 K.
    7.4. HGK, 2017/2076 E., 2020/117 K.
    7.5. 3. HD, 09.05.2022
    7.6. 11. HD, 2023/3887 E., 2023/6222 K.
  8. Kaynakça

1. Giriş

İlamsız icra takibi, alacaklının herhangi bir mahkeme kararına dayanmaksızın doğrudan icra dairesi aracılığıyla başlattığı takip yoludur. Bu takipte borçluya gönderilen ödeme emrine karşı yedi gün içinde itiraz edilmesi hâlinde takip durur. Bu durumda alacaklının alacağını tahsil edebilmesi için yargı yoluna başvurması ve borçlunun itirazının iptalini talep etmesi gerekir.

İtiraz ve itirazın iptali süreci, uygulamada sıklıkla karıştırılan ve hak kayıplarına sebep olabilen teknik bir konudur. Usul kurallarının doğru uygulanması, sürelerin titizlikle takip edilmesi ve yetki-görev kurallarına riayet edilmesi önem arz eder. Özellikle takip hukukunun temel ilkeleri ile Borçlar Hukuku’nun ispat rejimi bu davalarda iç içe geçmektedir.

Bu çalışmada; öncelikle icra takibine itirazın usulü ve sonuçları ele alınacak, ardından itirazın iptali davası dava şartları, yetki, görev, ispat yükü ve sonuçları açısından detaylı biçimde değerlendirilecektir. Konu, Yargıtay kararları ve uygulamada sık karşılaşılan hatalar çerçevesinde sistematik olarak incelenecektir.

2. Tanımlar ve Kavramsal Çerçeve

Bu bölümde, ilamsız takip hukukunda sıkça karşılaşılan ve uygulamanın merkezinde yer alan temel kavramlar açıklanacaktır. Her bir terim, hem mevzuat dayanağı hem de uygulamadaki karşılığı ile birlikte ele alınacaktır.

2.1. İcra Takibi

İcra takibi, alacaklının, borçludan alacağını devletin cebri icra organları vasıtasıyla tahsil etmek amacıyla başvurduğu hukuki prosedürdür. İlamsız takip, bu prosedürün herhangi bir mahkeme ilamına dayanmaksızın başlatılan türüdür ve özellikle senede dayanmayan para alacaklarında sıkça kullanılır.

2.2. Ödeme Emri

İcra dairesi tarafından borçluya gönderilen resmi tebligattır. Borçlunun, tebliğ tarihini izleyen yedi gün içerisinde borcu ödememesi veya yasal gerekçelerle itiraz etmemesi hâlinde, ödeme emri kesinleşir ve takibe devam edilir.

2.3. İtiraz

Borçlunun, ödeme emrine karşı İcra ve İflâs Kanunu m. 62 çerçevesinde ileri sürdüğü hukuki savunmadır. İtiraz süresinde ve usulüne uygun yapıldığı takdirde takip kendiliğinden durur. İtiraz; borca, yetkiye veya imzaya ilişkin olabilir. Yetki itirazı, takipte yer itibariyle yetkisiz icra dairesinin kullanıldığını ileri sürmeyi ifade eder.

2.4. İtirazın İptali Davası

Borçlunun itirazı nedeniyle duran takibe devam edilebilmesi için, alacaklının genel mahkemede açtığı hukuk davasıdır. Bu dava, takip hukukunun etkisiyle doğmuş olsa da, içeriği bakımından genel hükümler çerçevesinde incelenen bir alacak davasıdır. Alacaklının, alacağın varlığını yazılı delil ve tanık gibi genel ispat araçlarıyla kanıtlaması gerekir.

2.5. İcra İnkar Tazminatı

İİK m. 67/2 uyarınca, borçlunun itirazının haksız ve kötü niyetli olduğu kanaatine varılırsa, mahkeme borçlu aleyhine talep halinde %20 oranına kadar icra inkar tazminatına hükmedebilir. Bu tazminat, doğrudan takibe konu edilerek tahsil edilebilen nitelikte bir yaptırımdır ve uygulamada borçlular açısından ciddi mali sonuçlar doğurabilir.

3. İcra Takibine İtiraz

İcra takibine itiraz, borçlunun takip sürecine karşı en temel savunma mekanizmasıdır. Özellikle ilamsız takipte ödeme emri tebliğ edildiğinde, borçlunun hareketsiz kalması hâlinde takip kesinleşir ve haciz dahil tüm cebrî işlemler başlatılabilir. Bu nedenle, süresinde ve usulüne uygun yapılan itirazın, borçlu bakımından doğrudan malvarlığını koruyucu bir işlevi vardır.

Aşağıda, itirazın süresi, usulü, türleri, hukuki sonuçları ve takip hukukunun diğer yollarıyla ilişkisi detaylı biçimde incelenmektedir.

3.1. Süre ve Usul

İtiraz hakkı, ödeme emrinin borçluya usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesiyle doğar. İlamsız takipte (İİK m. 62), itiraz süresi yedi gündür. Bu süre, tebliğin yapıldığı günü izleyen günden başlar ve yedinci günün mesai bitiminde sona erer. Süre hak düşürücü niteliktedir; mahkeme tarafından re’sen dikkate alınır.

Tebligatın elektronik yolla (UETS üzerinden) yapılması hâlinde, 7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 7/a’ya göre tebligat, bildirimin yapıldığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Dolayısıyla itiraz süresi, elektronik tebligat sistemine düşen tarihten değil, beşinci günün ertesi gününden itibaren işlemeye başlar. Bu durum, uygulamada sık yapılan süre hatalarının önüne geçilmesi açısından önemlidir.

İtiraz iki şekilde yapılabilir:

  • Yazılı dilekçe ile icra dairesine verilerek,
  • Bizzat icra dairesine gidilerek sözlü beyanda bulunmak suretiyle (beyan tutanağa geçirilir ve borçluya imzalatılır).

Sürenin kaçırılması durumunda borçlu, ancak gecikmiş itiraz talebiyle savunma imkânını sürdürebilir (İİK m. 65). Ancak bu yol istisnidir ve ciddi şekilde ispat gerektirir. Hatalı tebligat, hastalık, doğal afet gibi olağan dışı durumlar hariç genellikle kabul edilmez.

3.2. Kambiyo Senetlerine Dayalı Takipte Ayrık Rejim

Çek, bono ve poliçe gibi kambiyo senetlerine dayanılarak başlatılan haciz yoluyla takipte itiraz usulü farklıdır. Bu takip türü İİK m. 167 vd. hükümlerine tabidir.

Kambiyo takibinde borçlunun savunma süresi beş gündür ve bu süre içinde itiraz:

  • İcra dairesine değil,
  • İcra mahkemesine yapılmalıdır.

Bu tür takiplerde borçlu, senetteki borcu reddetmenin yanı sıra, imzaya da itiraz edebilir. Yani, senetteki imzanın kendisine ait olmadığını beyan ederek “imza inkârı” savunması yapabilir. Ancak bu beyan, açık ve süresinde yapılmazsa imza ikrar edilmiş sayılır ve senet kesin delil niteliği kazanır.

Bu ayrım, uygulamada sıklıkla gözden kaçmaktadır. Özellikle kambiyo takibinde beş günlük sürenin geçirilmesi ya da icra dairesine yapılan itirazlar süre ve merci yönünden usulsüz sayılarak reddedilir.

3.3. İtirazın Türleri

Borçlu ödeme emrine karşı çeşitli gerekçelerle itiraz edebilir. İlamsız takipte kabul edilen itiraz türleri şunlardır:

  • Borca itiraz: Borcun doğmadığı, sona erdiği, ödendiği, zamanaşımına uğradığı gibi maddi itirazları içerir.
  • Yetki itirazı: Takibin borçlunun yerleşim yeri dışında açıldığı ve icra dairesinin yetkisiz olduğu savunulabilir.

İmzaya itiraz ise sadece kambiyo senetlerine özgü takiplerde kabul edilen bir müessesedir. İlamsız takiplerde borçlu, imzayı değil alacağın kaynağını veya hukuki geçerliliğini hedef alarak borca itiraz yolunu kullanır.

İtiraz sebeplerinin açık, somut ve çelişkisiz olarak dilekçede belirtilmesi gerekir. Aksi hâlde mahkeme, savunmayı dikkate almayabilir veya yanlış nitelendirme sebebiyle borçlunun aleyhine karar verebilir.

3.4. İtirazın Hukuki Sonuçları

Süresinde ve usulüne uygun yapılan itiraz, icra takibini kendiliğinden durdurur. Bu durma, hem alacaklının haciz talebinde bulunmasını engeller hem de takibe devamla ilgili diğer işlemleri geçersiz kılar.

İtiraz sonrası alacaklının üç temel seçeneği vardır:

  1. İtirazın iptali davası açmak (İİK m. 67 – genel mahkemede),
  2. İtirazın kaldırılması talebinde bulunmak (İİK m. 68 ve 68/a – belgeye dayalı alacaklarda),
  3. Genel hükümler çerçevesinde alacak davası açmak (BK hükümleri uyarınca).

Alacaklının, itirazın iptali davasını itirazdan itibaren bir yıl içinde açması gerekir. Bu süre geçtikten sonra itirazın iptali davası açılamaz; ancak genel hükümlere dayalı alacak davası mümkün olabilir.

3.5. Yetki İtirazı ve Sonuçları

Yetki itirazı, yalnızca açık ve süresinde yapılmışsa geçerlidir. Borçlunun, örneğin “yetkisiz takip”ten dolayı savunma geliştirmesi gerekiyorsa, bu hususu itiraz dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Zımni veya genel ifadeler yeterli değildir.

Yargıtay kararlarına göre, yetki kamu düzenine ilişkin sayılmadığından, mahkemelerce re’sen gözetilmez. Bu nedenle süresinde yapılmayan yetki itirazı dikkate alınmaz ve takip yetkisiz icra dairesinde kesinleşmiş sayılır.

4. İtirazın İptali Davası

Borçlunun ödeme emrine süresi içinde itiraz etmesi hâlinde takip durur. Bu durumda alacaklının takibe devam edebilmesi için üç temel yoldan birini tercih etmesi gerekir: itirazın iptali davası açmak, itirazın kaldırılmasını talep etmek veya genel alacak davası açmak. Bu bölümde, özellikle uygulamada en sık başvurulan yol olan itirazın iptali davası detaylarıyla ele alınacaktır.

4.1. Hukuki Dayanak ve Süre

İtirazın iptali davası, İcra ve İflâs Kanunu m. 67 hükmüne dayanmaktadır. İlgili fıkra uyarınca:

“Borçlu, ödeme emrine itiraz ederse alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemeye başvurarak alacağın varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.”

Dolayısıyla 1 yıllık hak düşürücü süre, itirazın icra dairesine sunulduğu tarihten değil, itirazın alacaklıya tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Sürenin kaçırılması hâlinde alacaklı, artık yalnızca Borçlar Kanunu hükümlerine dayalı genel alacak davası açabilir; itirazın iptali yoluna gidemeyecektir.

4.2. Görevli ve Yetkili Mahkeme

İtirazın iptali davası, genel mahkemelerde görülür:

  • Dava, alacağın türüne göre asliye hukuk mahkemesi veya tüketici mahkemesi gibi görevli mahkemelerde açılır.
  • Yetkili mahkeme, kural olarak borçlunun yerleşim yeri mahkemesidir.

Ancak sözleşmeden doğan alacaklarda, sözleşme ile yetki belirlenmişse bu yetki kuralı uygulanabilir. Yetki itirazı, süresinde ve açık şekilde yapılmalıdır; aksi hâlde yetki kesinleşir.

4.3. Davanın Niteliği ve Yargılama Usulü

İtirazın iptali davası, takip hukuku ile sıkı bağı olsa da, yargılama usulü ve içerik yönünden tam anlamıyla genel hükümler çerçevesinde yürütülen bir eda davasıdır.

  • Alacaklı, alacağın varlığını HMK’daki ispat kurallarına göre ispat etmekle yükümlüdür.
  • Alacak senede, sözleşmeye veya başka bir delile dayanıyorsa, bu delillerin hukuka uygun biçimde sunulması gerekir.
  • Dava, basit yargılama usulüne tabidir; ancak miktar veya tür itibarıyla genel yargılama usulü uygulanması gerekebilir.

4.4. Karar ve Sonuçları

Mahkeme, yapılan yargılama sonucunda:

  • Alacağın varlığını ispatlanmış bulursa, itirazın iptaline ve takibin devamına karar verir.
  • Borçlunun kötü niyetli itiraz ettiğine kanaat getirirse, %20’ye kadar icra inkâr tazminatına hükmedebilir (İİK m. 67/2).
  • Alacağın varlığı ispatlanamazsa, dava reddedilir ve takip kesin olarak durur. Alacaklı bu durumda yalnızca genel alacak davası açabilir.

Mahkemenin vereceği karar, yalnızca takibe konu alacakla sınırlı olup, takibin kapsamı dışındaki talepler bu davada değerlendirilemez.

4.5. İspat Yükü ve Deliller

İspat yükü, davayı açan alacaklıdadır. Aşağıdaki deliller sıklıkla kullanılır:

  • Yazılı sözleşmeler, faturalar, teslim belgeleri
  • Tanık (belirli durumlarda), yemin, bilirkişi incelemesi
  • Mahkeme kararları, resmi belgeler
  • Kambiyo senetleri (çek, bono vs.)

Borçlu taraf ise, ödeme, zamanaşımı, takas, alacağın sona erdiği vb. savunmalarıyla davayı bertaraf edebilir. Ancak bu savunmalar açık, dayanaklı ve mümkünse belgeye dayalı olmalıdır.

5. İlgili Mevzuat

İcra takibine itiraz ve itirazın iptali davası süreci, doğrudan İcra ve İflâs Kanunu’nda düzenlenmiştir. Aşağıda, konuyla doğrudan bağlantılı olan hükümler sistematik biçimde açıklanmıştır.

5.1. İİK m. 62 – İtiraz Süresi ve Usulü

“Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. İtiraz, yazılı veya sözlü olarak icra dairesine yapılır.”

  • İlamsız takiplerde temel hükümdür.
  • Süre, hak düşürücüdür.
  • Elektronik tebligat hâlinde süre, 5 gün gecikmeli başlar (Tebligat Kanunu m. 7/a ile birlikte değerlendirilir).

🔗 mevzuat.gov.tr bağlantısı

5.2. İİK m. 65 – Gecikmiş İtiraz

“Haklı bir sebep dolayısıyla itiraz süresi içinde ödeme emrine itiraz edemeyen borçlu, mazeretinin ortadan kalkmasından itibaren üç gün içinde icra mahkemesine başvurarak itirazda bulunabilir.”

  • İtiraz süresini kaçıran borçlu için istisnai bir yoldur.
  • Yalnızca ciddi, belgelenebilir mazeretler kabul edilir.

5.3. İİK m. 67 – İtirazın İptali Davası

“Alacaklı, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemeye başvurarak alacağın varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.”

  • Dava açma süresi: 1 yıl (hak düşürücü).
  • Yargılama, genel hükümler dairesinde yürütülür.
  • %20’ye kadar icra inkâr tazminatı düzenlemesi içerir.

5.4. İİK m. 68 ve 68/a – İtirazın Kaldırılması

  • Bu hükümler, yalnızca belgeye dayalı alacaklar için geçerlidir.
  • Alacaklı, ödeme emrine itiraz üzerine icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılmasını talep edebilir.
  • Kambiyo senetleri hariç tutulur; özel şartlar aranır.

5.5. Tebligat Kanunu m. 7/a – Elektronik Tebligat

“Elektronik yolla yapılan tebligatlar, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.”

  • UETS üzerinden yapılan tebligatlar için geçerlidir.
  • Bu madde gereğince, itiraz süresi, sistemin düşüş tarihinden değil, beşinci günün ertesinden başlar.

🔗 Resmî Gazete metni

6. Uygulamada Karşılaşılan Durumlar ve Pratik Sorunlar

Bu bölümde, yasanın lafzından sapmayan fakat uygulamada sık karşılaşılan teknik, usule ilişkin ve taktiksel sorunlar değerlendirilecektir.

6.1. Elektronik Tebligatın Süre Hesabına Etkisi

  • Avukatlar sıklıkla UETS’ye düşen tarih ile itiraz süresini ilişkilendirme hatası yapmaktadır.
  • Oysa ki Tebligat Kanunu m. 7/a gereği, 5. günün sonunda tebliğ edilmiş sayılır ve süre ertesi gün başlar.
  • Hatalı süre hesapları, itirazın geçersizliği veya davanın süreden reddiyle sonuçlanabilir.

6.2. İtirazın Alacaklıya Tebliği Unutuluyor

  • Borçlu itiraz ettikten sonra icra müdürlükleri her zaman kendiliğinden alacaklıya tebligat yapmamaktadır.
  • Bu durumda 1 yıllık süre başlamaz.
  • Ancak alacaklı, dosyaya girerek itirazdan haberdar olduğunu gösteren işlem yaparsa, bazı mahkemeler bu tarihi zımni öğrenme olarak kabul edebilmektedir (ihtilaflı uygulama).

6.3. Kambiyo Takibinde İtirazı Yanlış Merciye Sunmak

  • Çek veya bono için açılan takiplerde borçlular sıklıkla itirazlarını icra dairesine sunmakta, oysa yetkili merci icra mahkemesidir.
  • Bu durumda itiraz usulsüz olur ve takip kesinleşir.
  • Ayrıca sürenin sadece 5 gün olduğu unutulmamalıdır.

6.4. Yetki İtirazı Açıkça Belirtilmiyor

  • Dilekçelerde “yetkili değildir” ifadesi kullanılmadan sadece “itiraz ediyorum” denmesi, yetki itirazı sayılmaz.
  • Mahkemeler bu durumda yetkiyi kesinleşmiş kabul eder ve borçlu aleyhine karar verebilir.

6.5. Gecikmiş İtiraz Talebine Dair Yanıltıcı Algılar

  • Gecikmiş itiraz, yalnızca haklı sebeple mümkündür; örneğin yanlış tebligat adresi, belgelendirilmiş hastane yatışı, doğal afet gibi durumlar.
  • “Dosyayı yeni öğrendim” veya “avukatım ilgilenmedi” gibi gerekçeler genellikle yetersiz görülür.

7. Yargıtay Kararları

İcra ve İflâs Kanunu kapsamında düzenlenen ilamsız takipte itiraz ve bu itirazın iptali sürecine ilişkin hukuki uygulama, yalnızca kanun hükümleriyle değil, aynı zamanda Yargıtay içtihatlarıyla da şekillenmektedir. Bu bağlamda, Yargıtay’ın özellikle Hukuk Genel Kurulu ve ilgili hukuk daireleri tarafından verilen kararlar, hem uygulayıcılar hem de yargı mercileri açısından yol gösterici nitelik taşımaktadır. Aşağıda, konuyla doğrudan ilgili ve güncel içtihatlara yer verilmiş olup, her biri belirli bir hukuki soruna ilişkin çözümleyici değerlendirmeler içermektedir.

7.1. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2018/602 E., 2019/218 K., T. 27.03.2019

Bu kararda, İcra ve İflâs Kanunu’nun 67. maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasına ilişkin bir yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı değerlendirilmiştir. Yargıtay, bu sürenin itirazın yalnızca icra dosyasına verilmesiyle değil, alacaklıya yapılan tebligatla başlayacağını vurgulamıştır. Kararda, alacaklıya tebligat yapılmadan bir yıllık sürenin işlemeyeceği, bu nedenle sürenin hesaplanmasında icra dosyasındaki işlem tarihinin esas alınamayacağı açıkça ifade edilmiştir. Bu içtihat, uygulamada alacaklının dava açma süresini doğru hesaplaması açısından büyük önem arz etmektedir.

7.2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme, 2021/1 E., 2022/3 K., T. 03.06.2022

Yargıtay Büyük Genel Kurulu tarafından verilen bu içtihadı birleştirme kararında, borçlunun icra takibine vekili aracılığıyla itiraz etmesi halinde dahi, itirazın iptali davası dilekçesinin doğrudan borçlunun kendisine tebliğ edilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Vekile yapılan tebligatın yeterli sayılmayacağı, savunma hakkı kapsamında asıl borçlunun bizzat bilgilendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu karar, özellikle elektronik tebligat ve UETS yoluyla yapılan bildirimlerin geçerliliği konusunda yol gösterici niteliktedir.

7.3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/910 E., 2018/1111 K., T. 07.11.2018

Kararda, itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından yapılan kısmi ödemelerin dikkate alınıp alınamayacağı konusu değerlendirilmiştir. Yargıtay, alacaklı tarafından başlatılan takibin dayandığı alacağın, takip tarihi itibarıyla tespit edilmesi gerektiğini ve takipten sonra borçlu tarafından yapılan ödemelerin alacaktan düşülmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi hâlde, alacaklı lehine haksız bir icra inkâr tazminatına hükmedilebileceği ifade edilmiştir.

7.4. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/2076 E., 2020/117 K., T. 11.02.2020

Bu karar, itirazın iptali davasının içeriğine ilişkin mahkemenin değerlendirme yükümlülüğünü ortaya koymaktadır. İtirazın iptali davası yalnızca alacaklının istemiyle sınırlı bir yargılama süreci olmayıp, mahkemece borçlunun itiraz sebeplerinin (borcun bulunmaması, ödeme, zamanaşımı, yetkisizlik vb.) esasa girilerek değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Kararda, davanın niteliği gereği Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun genel hükümlerinin eksiksiz uygulanmasının zorunluluğu vurgulanmıştır.

7.5. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, T. 09.05.2022

Bu kararda, itirazın iptali davasına bakan mahkemenin, öncelikle takibin yapıldığı icra dairesinin yetkili olup olmadığını re’sen incelemesi gerektiği belirtilmiştir. Yetkisiz icra dairesinde başlatılan takiplere dayalı olarak açılan itirazın iptali davalarının, geçersiz bir takibe dayanması nedeniyle reddedilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu içtihat, takip başlangıcındaki usule uygunluğun dava sürecine etkisini ortaya koymaktadır.

7.6. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3887 E., 2023/6222 K., T. 26.10.2023

Kararda, banka tarafından açılan itirazın iptali davasında, alacaklı bankanın kredi sözleşmesi, hesap ekstresi ve ihtarname gibi belgelerle alacağını ispat ettiği, borçlunun itirazının soyut kaldığı gerekçesiyle itirazın iptaline karar verilmiştir. Ayrıca, Yargıtay, borçlunun itirazını kötü niyetli bulmuş ve alacaklı lehine %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin yerinde olduğuna karar vermiştir.

8. Kaynakça

Mevzuat

Yargıtay Kararları

Yargıtay 11. HD, 2023/3887 E., 2023/6222 K., T. 26.10.2023

Yargıtay HGK, 2018/602 E., 2019/218 K., T. 27.03.2019

Yargıtay İBK, 2021/1 E., 2022/3 K., T. 03.06.2022

Yargıtay HGK, 2017/910 E., 2018/1111 K., T. 07.11.2018

Yargıtay HGK, 2017/2076 E., 2020/117 K., T. 11.02.2020

Yargıtay 3. HD, T. 09.05.2022

Makalemiz ile ilgili özet mahiyetini taşıyan sıkça sorulan sorulara ulaşmak için: https://elifmeric.av.tr/blog/itirazin-iptali-davasi-hakkinda-sikca-sorulan-sorular-sss/